Ankara sahur ve iftar saatleri 2018 Ramazan imsakiyesi Diyanet Ankara için sahur ve imsak vakitleri

Ankara sahur ve iftar saatleri 2018 Ramazan imsakiyesi Diyanet Ankara için sahur ve imsak vakitleri merak ediliyor. Ankara sahur ve iftar vakti 2018 ezan kaçta Ankara imsak, sahur ve iftar saati Diyanet açıklaması ne oldu? Binlerce Müslümanı yakından ilgilendiren Ramazan ayı nihayet geldi. Vatandaşlar şimdiden sahur imsak ve iftar vakitlerini merak ediyor. Türkiye'nin başkenti Ankara sahur ve iftar saati ne zaman, ezan saat kaçta okunacak merak ediliyor. 11 ayın sultanı Ramazan ayında oruç ibadetini yerine getirenler 2018 Ankara sahur ve iftar vakitlerini merak ediyor. 1.5 milyarın üzerinde Müslüman için çok özel ve yeri doldurulamaz bir anlamı olan Ramazan ayı bu senede ibadetlerle dualarla ve oruçla karşılanacak. Oruç ibadetini yerine getirmek isteyenlerin merak ettiği sahur ve iftar vakitleri Diyanet tarafından açıklandı. Buna göre Ankara'da sahur kaçta olacak ve iftar saat kaçta yapılacak? 2018 Ankara Ramazan ayı imsakiyesine göre sabah ezanı ve akşam ezanı saatleri belirledi. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan ezan vakitlerine göre Ramazan'ın birinci günü 16 Mayıs çarşamba gecesi itibariyle Ankara'da sahur vakti 03:42'de bitecek ve Ankara'da yaşayanlar 20:04'de iftar yapacak.

Ankara sahur ve iftar saatleri 2018 Ramazan imsakiyesi Diyanet Ankara için sahur ve imsak vakitleri Yaşam

Ankara sahur ve iftar saatleri 2018 Ramazan imsakiyesi Diyanet Ankara için sahur ve imsak vakitleri nasıl?Vatandaşların merak ettiği soruların yanıtları haberimizde yer alıyor. 1.5 milyarın üzerinde Müslüman için çok özel ve yeri doldurulamaz bir anlamı olan 11 ayın sultanı Ramazan ayı birçok güzel amelin yapılacağı, Allah'ın rızasının kazanılacağı, elin kar da gönlün yarda olacağı bir mevsimdir. Bu ay gündüzleri oruçla, geceleri teravih namazlarıyla ihya edilir. Milyonlarca Müslüman'ın heyecanla beklediği Ramazan ayı geldi çattı. Oruç ibadetini yerine getirmek isteyenlerin merak ettiği sahur ve iftar vakitleri ise belli oldu. Yine ibadetlerle dualarla geçirilecek olan Ramazan ayında 2018 Ankara sahur ve iftar vaktini Diyanet açıkladı. İşte Ankara Ramazan İmsakiyesi..Ramazan ayının ilk gecesinde; sema kapıları ve cennet kapıları açılır. Bu açılış, ta son gecesine kadar devam eder; kapanmaz. İster kadın olsun, ister erkek; Ramazan ayının gecelerinden birinde kıldığı namazın (teravihin) her secdesi için bin yedi yüz sevap yazılır. Onun için cennette bir saray yapılır ki; kırmızı yakuttandır, her kapının dahi kırmızı yakut işlemeli iki kanadı vardır…” (Gunyet-üt Talibin)

2018 Diyanet sahur ve iftar vakitleri için tıklayınız

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI'NDAN MESAJ

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ramazan ayına dair mesaj paylaştı. Erbaş'ın mübarek aya dair mesajı: Genel olarak herhangi bir konuda aşırı gitmeyi, dinin ve aklın belirlediği ölçülerin dışına çıkmayı, imkânları meşru olmayan amaçlar için kullanmayı ve saçıp savurmayı ifade eden israf; aynı zamanda insanın varoluş bilincini, hayatın gayesini, imkânların geçiciliği konusundaki en büyük gaflet ve aldanışı da içeren bir kavramdır. Bugün bireysel anlamda ve küresel boyutta çok temel bir kriz ve ahlak sorunu haline gelen israf; sadece eşya ile sınırlı olmayıp hayat, zaman, ömür ve hülasa, bütün nimetler konusunda haddi aşmayı ifade eden bir realite olarak karşımızda durmaktadır.

ALLAH ZAMANA YEMİN EDİYOR!

Yeryüzünü imar etme maksadıyla Cenab-ı Hak tarafından bizlere verilen ömür, mühim bir nimet ve sermayedir. Çoğu insan en büyük aldanış ve pişmanlığını, en büyük sermayesi ve imkânı olan ömür nimetini ve onunla doğrudan ilintili olan zamanın önemini idrak hususunda yaşamaktadır. Oysaki zaman ve mekânla sınırlı bir varlık olarak insanın en büyük farkındalığı ve en yüksek şuuru, vaktin kıymetini ve ehemmiyetini bilerek yaşamak olmalıdır. Kur'an-ı Kerim'de birçok ayette farklı boyutlarıyla zamana yemin edilmektedir. Özellikle tevhit inancının, iman şuurunun, hakikat bilincinin ve ahlaka dayalı bir tavrın inşa edildiği Mekke döneminde nazil olan ayetler içinde zamana yemini içeren ifadelerin varlığı, insanı bu konuda büyük bir dikkat ve tefekküre davet etmektedir. Söz konusu ayetler, çok çarpıcı şekilde zamanın önemine dikkat çektiği gibi, zamanın ortaya koyduğu hakikatlere de açıkça işaret etmektedir.

ASR SÛRESİ'NİN ÖNEMİ

Bu bağlamda duygu, düşünce, tavır ve eylem boyutuyla hayata dair külli bir hüsranı ve büyük bir kurtuluşu aynı anda ifade eden Asr Sûresi, mutlak manada zamana yemin ile başlamaktadır. Bahse konu sûre, insanın hüsrana duçar olmasında da kurtuluşa ermesinde de zamana karşı tutumunun hayati bir boyutu olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı şekilde zamanı en güzel şekilde ihya etmenin, sağlam bir iman, salih amel, hakkı ve sabrı tavsiye şeklindeki dört temel unsurunu da bizlere ideal olarak sunmaktadır. Özetle, Yüce Kitabımızın ihtisarı hükmündeki bu sûre, imanı öteleyen, güzel ve hayırlı işleri ihmal eden, hakkı ve sabrı yaşamadan, tavsiye etmeyi hayatın merkezi yapmadan geçen her ânın ziyan ve hüsran olduğunu açıkça deklare etmektedir. Bu meyanda iletişim, ulaşım ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği, dünyanın küresel bir köye dönüştüğü, hayatın bir yönüyle dijital ortamlarda yaşandığı günümüzde, insanın zamanla ilişkisi daha karmaşık bir hal almıştır. Dolayısıyla günümüz insanının muhasebe etmesi gereken en önemli husus, zamanı heder eden ve/ya zamana değer katan iş ve eylemlerin farkına varıp zamanı zayi etmeyecek bir hayat tarzını geliştirmektir.

İSRAF KONUSUNDA MÜSLÜMAN HASSAS OLMALI

İnsana bir nimet ve emanet olarak lütfedilen her türlü maddi imkân konusunda kuşanmamız gereken tavrı; “...Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A'râf, 7/31.) ayetiyle bizlere takdim eden Rabbimiz, Yaratıcı-kul ilişkisinin ideal boyutu ve neticesi olan “rıza-muhabbet” hakkında da bizlere hatırlatıcı ikazda bulunmaktadır. Maalesef bugün bir yanda açlığın, yoksulluğun ve sefaletin pençesinde kıvranan; ekmek, su gibi en temel gıda maddelerinden mahrum milyonlarca insan hayatta kalma mücadelesi verirken, diğer yandan çılgınca bir tüketim ve israfın varlığı acı bir gerçektir. Bu noktada her bir fert, sözü edilen realitenin sebepleri hakkında, üzerine düşen ferdi/içtimai sorumluluğu tefekkür etmek zorundadır. Nitekim; “O gün size verilen bütün nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz” (Tekâsür, 102/8) ayeti, Müslümanın hayatını tanzim ederek muhasebeye yönelmesi hususunda hayat parolası mesabesindeki kifayetli bir hatırlatmadır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) de konunun uhrevi boyutuna vurgu yapan; “Kıyamet gününde insanoğlu şu beş şeyden hesaba çekilmedikçe Rabbinin huzurundan bir yere kımıldayamaz: Ömrünü nerede ve nasıl geçirdiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden.” (Tirmizi, Sıfatü'l-kıyâme, 1.) hadisiyle, insanın yeryüzü serüveninde dikkat etmesi gereken öncelikli değerlere işaret etmektedir.

Açgözlülük, kibir, tamahkârlık ve bencilliğin hayatı kuşattığı bir atmosferde, bireysel ve toplumsal bağlamda israfın yaşandığı alanlar sadece zikredilenlerden ibaret değildir. Nitekim ormanlar, akarsular ve bütün doğal unsurlarıyla tabiat da insanın sorumsuz ve hoyrat tavrından nasibini alarak ekolojik tahribe maruz kalmaktadır. Aynı şekilde, insani değer ve erdemler ihmal edildiğinde ve/ya ötelendiğinde; bilginin, sevginin, dostluğun ve güvenin tüketildiği ve heba edildiği bir dünyanın da anlam yönüyle fesada uğradığını ifade etmek izahtan varestedir.

NE CİMRİLİK NE DE SAVURGANLIK...

Kur'an'ın dünya ve ahiret dengesi adına beyan ettiği fermanlara baktığımızda, cimriliği eleştirmekle birlikte saçıp savurmayı da şiddetle yasaklayan makul bir mizanın varlığı açıkça görülmektedir. Bu ölçü ihlal edildiğinde hayatın dengesi bozulmakta ve insan her şeyden öte kendisine ve geleceğine kötülük yapmış olmaktadır. Bahse konu makul ölçüyü bozan ve israfı tetikleyen önemli faktörlerden biri de dünyevileşmedir. Ne yazık ki, tüketimin kendini ifade biçimi olarak görüldüğü, özenti ve gösterişe dayalı hayatların öne çıktığı, ihtiyaç ve iktisat ölçüsünün kaybolduğu zamanlarda israf bir yaşam tarzına hatta ideolojiye dönüşebilmektedir. İnsanların ürettikleriyle değil tükettikleriyle öne çıktığı bir dünyada kanaat, şükür, paylaşma gibi güzel hasletler anlamını kaybetmekte; yaşanan travmalar, büyük ölçekte küresel krizlere sebep olmaktadır. İnsanın, ne olduğunun değil; neye sahip olduğunun daha çok önemsendiği bir ortamda ihtiyaç sınırı bozulmakta, tüketim ve israf adeta bir prestije dönüşmektedir. Hal böyleyken insani ilişkilerin yerini, çıkar ve beklentiye dayalı ilişkiler almakta; dostluk, diğerkâmlık gibi değerler, tüketimin hoyratlığına heba edilmektedir. Nimetlerin kıymetini idrak etmekten uzak bir yaklaşım, insanı tüketmeye ve son tahlilde de ne yazık ki tükenmeye mahkûm etmektedir.

Hırs ve tamahkârlıkla cimriliğe, savurganlık ve dikkatsizlikle israfa mahkûm olmak ciddi bir ahlaki yozlaşmanın tezahürü ve neticesi olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla lüks alışkanlıkların zaruret olarak algılanarak ihtiyaç ölçüsünün kaybolmasına, arzularının esiri olan insanın, hayatı israf ve tüketim çılgınlığına çevirmesine karşı ciddi bir tüketim ahlakına, nimet ve sorumluluk bilincine, şükür, kanaat ve paylaşma gibi değerlerin ihyasına ihtiyacın olduğu aşikârdır. Söz konusu ahlakın geliştirilmesi, israf ve onun sebep olduğu bütün olumsuzlukları ortadan kaldıracak biricik çözümdür. Netice olarak, Allah'ın verdiği her nimetin bir gün hesabının sorulacağının bilinci içinde, nimetler karşısında şımarıp lükse dalmadan ve duyarsızca israfa girmeden her konuda iktisadı merkeze alarak infak ahlakını kuşanmak bizlerin şiarı olmalıdır.

Bu noktadan hareketle ifade edelim ki, nurlu gölgesi üzerimize düşmeye başlayan mübarek Ramazan ayı, israf ve savurganlıktan uzak, infak ve paylaşmaya dayalı mutedil bir hayatı merkeze almak, derinlikli ve kapsamlı bir muhasebe ile hatalardan kurtulmak için eşsiz bir fırsattır. Bu itibarla rahmet, mağfiret ve kurtuluş iklimi Ramazan ayının bütün müminler ve insanlık için her türlü israftan uzak, bilinç ve şükür ile daha güzel bir hayatın ve dünyanın inşasına vesile olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.

RAMAZANDA SIVI TÜKETİMİ

Yaz aylarında tutulan uzun süreli oruçlarda en önemli şey susuzluktur. Bunlardan dolayı Ramazan'da sahurda yiyeceğimiz gıdaların bizim hem tok tutmasını isteriz hem de susatmayacak, su tüketimini artırmayacak besinler olsun isteriz.Bu sebeble Ramazan'da sahura kalktığımız zaman ne yapmalı ve neler yapmamalı inceledik. Sahurda çay içmekten vazgeçin. Çünkü çay diüretiktir yani idrara çıkmayı arttırır, vücuttan su atar.

Tuz oranı yüksek yiyeceklere dikkat edin. Salam, sosis, sucuk, tuzlu peynirler, pastırma ve zeytinden uzak durun.

Kızartmalar ve yağ oranı yüksek yiyecekler, patates kızartması, börekler, açmalar, köfteler, pilavlar, pizzalar gün içinde susuzluğunuzu çok arttırır.

Şekeri yüksek yiyecekler kan şekerinizi hızlı düşüreceği için daha çabuk acıkmanıza neden olur. O nedenle özellikle sahurda kek, kurabiye, tatlı, çikolata, bal, reçel türü yiyecekler yemeyin.

Ekmekten vazgeçmeyin. Sahurda yiyeceğiniz iki dilim tahıllı veya çavdar ekmeği ihtiyacınız olan karbonhidrata bire-bir çözümdür.

Eğer tansiyon probleminiz yoksa terleme ile vücuttan kaybedilen elektrolitleri yerine koymak için 1 şişe doğal maden suyu için.

Her sahurda en az 3 bardak su içmeyi ihmal etmeyin.

Ramazan da Kur'an-ı Kerimin yeri

Ramazan ayını değerli kılan nedenlerden birisi, Kutsal kitabımız olan Kur'an'ın bu ayda indirilmiş olmasıdır. Yüce Allah Kur'an'da"Ramazan ayı insanları kurtuluş yolan götüren, doğruyu yanlıştan ayıran Kur'an'ın indiği aydır. "(Bakara suresi, ayet 185) buyurmuştur. Kur'an', Allah tarafından insanlara öğüt vermek ve yol göstermek için gönderilmiştir. Bu nedenle Kur'an insan için hayati değer taşır. Kur'an okumak bir ibadettir. Peygamberimiz Allah'ın bildirdiği görev ve sorumluluklarımızı sıkça hatırlamamız için Kur'an'ı çok okumayı teşvik etmiştir. Müslümanlar, ramazan ayında Kur'an okumaya her zamankinden daha çok özen gösterirler. Bunun için evlerde veya camilerde bir araya gelerek, her gün Kur'an'dan yirmi sayfa okurlar. Ramazan ayının sonuna gelindiğin de ise Kur'an'ı baştan sona bir kez okumuş olurlar. Buna hatim denir. Daha sonra hatim duası yapılır. Müslümanlar yüzyıllar boyu bu geleneği devam ettirmişlerdir. Kur'anıkerim, ramazan ayının Kadir Gecesi'nde indirilmeye başlanmıştır. Kadir gecesi ramazan ayının 27. gecesi olarak bilinir. Yüce Allah Kadir Gecesi'nin "Bin aydan daha hayırlı" olduğunu haber vermiştir. Peygamberimiz de "Kim inanarak ve sevabını Allah'tan umarak Kadir Gecesi'ni değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır" (Buhari) buyurarak, bu gecenin önemini belirtmiştir.

  • Avustralya da ABD kervanına katıldı
  • Büyük temizlik
  • İşte TL'ye dönüş formülü
  • Evinde yangın çıkan yaşlı kadın öldü
  • Pentagon'dan Güler-Dunford görüşmesiyle ilgili açıklama
  • Terminalde unutulan şüpheli çanta paniğe neden oldu
  • Bartın'da mantar zehirlenmesi
  • Durun: Oğlumuzu biz ihbar ettik
  • PYD bitmeden huzur gelmez
  • Microsoft'un kurucularından Paul Allen öldü
  • NBA yeni sezon ne zaman? NBA hangi kanalda maçlar nasıl izlenir?
  • FETÖ'nün bilişim imamı böyle enselendi
  • Kılıçdaroğlu 24 Haziran'ın diyetini ödeyecek
  • Türkiye'nin başarısı Esed'i çılgına çevirdi
  • Trafik Kanunu'ndaki değişiklik komisyondan geçti
  • Otomobil takla attı: 6 Yaralı
  • Türk ihracatçıların IKBY temasları
Yorum Yaz


Yorumlar

EDİTÖR SEÇİMİ

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom